Follow Me

Haber Bülteni

Kıyasla Kıyasla Nereye Kadar!

Kıyasla kıyasla nereye kadar diye başlıyorum çünkü gerçekten ucu bucağı olmayan bir tatsızlıktan bahsediyoruz. Neyi, ne zaman, neden, nasıl, ne ile kıyaslayacağız sorularının cevaplarını hep birlikte bulmalıyız. Yoksa sonsuz mutsuzluğa merhaba demiş olacağız. Daha güzel tabir ise “Depresyona Giriş Bileti” :)))) Bu arada “Ben Dahil” diyorum çünkü o yanlışa bende sıklıkla düşüyorum. Bu yüzden yazayım istedim ki, yazarken aklıma iyi bir şeyler gelir de hepimiz için bir çözüm ortaya çıkarma şansı yakalarım. Hadi hep beraber yazalım, çizelim.

TDK Diyor ki;

Karşılaştırmak, oranlamak, örneksemek, mukayese etmek

[TDK]

Kıyaslamanın bendeki karşılığı çok benzer tabii ki ama çok çok çok çok hatta daha çok ve hatta en çok önemli bir ayrım var. o da “Aynı birimli” olma şartı. Bu şart yerine gelmeyince karşılaştırmak, oranlamak, örneksemek, mukayese etmek sizi en başta yorar ve sonrasında yanlış bir yola götürür. O yol da sizi gitmek istediğiniz yere götürmeyecektir. Doğru kıyaslama yapabilmek için aynı birimli olma şartının sağlandığından nasıl emin olacağız diye sorduğunuzu duyar gibiyim.

Fiziksel Bir Tartımdan Bahsetmiyorum!

2 ayrı çuvaldaki elmaları tartmıyoruz ya da iki ayrı odanın sıcaklığını ölçmüyoruz elbette, konu bu olsaydı emin olun yazmazdım. Başkalarının çocuklarıyla kendi çocuklarını kıyaslayan anneler okuyabilirler 🙂 Biraz başarıyı, başarısızlığı ya da ödülü, cezayı ya da davranışları anlamlandırabilmek belki de ölçümleyebilmek, kıyaslayabilmek konusunda kendime bir şeyler anlatmaya çalışıyorum da, pek beceremediğim için bu konu açıldı. Biraz geç yazılmış bir yazı ama idare edin 🙂 Kıyaslama denen lüzumsuzluğun, Terfiyi ya da maaş zammını da yorumlamak için anlamsız olduğunu bilinde sonra bozuşmayalım. Geçen gün konuyla ilgili bir tweet göndermiştim onu da buraya iliştireyim. Yeni alt başlığa doğru yol alayım 🙂

Toplum Mühendisliği / Algı Yönetimi

Kod yazanlara hep imrenerek bakmışımdır ama “Insanlik” yani bizler için “Kiyaslama” kodunu kim yazdıysa geçmişine sövmek istiyorum. Penrose merdivenlerinden esinlenmiş sanırım.

[Kaynak]

İçimizdeki şeytanı ortaya çıkarmak için sürekli bir manipülasyon olduğunu düşünenlerdenim. Ortalığa çıkıp dış güçler, dış güçler diye çığırmıyorum aman yanlış anlaşılmasın 🙂 Ben iç güçler, iç güçler diye bağırmak istiyorum. Yaradılışımızda olmadığına emin sayılırım ama bir şekilde çok hızlı içimize bir şeytan kaçıverebiliyor. Bunu çözmenin bir metodunu ben henüz bulamadım, şayet var ise beri gelsin, dertleşelim. Bireysel olarak yaptığımız her işte normal olarak kıyaslama yapıyoruz ama normal olmayan sıklıkta yapıyoruz sanırım problemin başladığı an tam olarak burası. Kıyaslama yapmanın iyi ve önemli bir şey olduğunu birileri vurgulamış ama sıklığını iyi ayarlamanız gerekiyor dememiş gibi bir hissiyatım var. Ne yapmam ve nasıl yapmam gerektiğini inanın bilemiyorum.

Etrafımdaki eksiksiz herkes çok sık “Kıyaslama Mode On” butonunu aktif hale getiriyor. Ben de aynı hızda “Gode Mode On” yapmak istiyorum. Sonuç elbette hüsran. Kıyaslama yapmaya çalışan işlemciler, aynı birimli olma şartını yerine getirmemiş bir konuyu da işlemeye çalıştıkları için bir kapasite problemi ile karşılaşıyor olabilir ve bu yoğunluk başka kapıların kapanmasına sebebiyet vererek anlama kapasitemizi de olumsuz etkiliyor olma ihtimali üzerinde duruyorum.

[Kaynak]

Never Ending Story !

Her neyse kıyaslamayın elbette demiyorum. Ama bir salın ya, her şeyi de kıyaslamayın. Çünkü sonu yok, gerçekten yok, inanın yok 🙂 Her şeyi kıyaslama huyunuzdan vazgeçin!

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir önceki yazıma göz atmış mıydınız ?

@obulunmaz

33 total views, 3 views today

Please follow and like us:

You may also Like

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Sosyal Ağlar

Follow Me on Twitter

Haber Bülteni

×
www.000webhost.com